AYSAD’ın düzenlediği “Binaların Yangından Korunması ve Asansörler” konulu seminerin ana teması:
Yanmak mı, zehirlenmek mi?
“Binaların Yangından Korunması ve Asansörler” konulu seminer programında yangına dayanıklı asansör kapıları, zehirli gaz çıkarmayan kablolar (Halogen Free) ve test konularına yer verildi.
AYSAD, 26 Eylül 2009 tarihinde, Ankara Dedeman Otel’de “Binaların Yangından Korunması ve Asansörler” konulu bir seminer düzenledi. Seminer programında yangına dayanıklı asansör kapıları, zehirli gaz çıkarmayan kablolar (Halogen Free) ve test konularına yer verildi. Bu çok önemli seminere bilgilenmek amacıyla AYSAD’ın davetlisi sektör mensupları ve kamu kuruluşlarının temsilcileri yoğun ilgi gösterdi. Bir günlük bu bilgilenme toplantısında sadece teknik bilgiler aktarılmayıp, uygulmaya yönelik çözüm önerileri ve yasal durum değerlendirildi. Seminerin son bölümü soru cevap kısmına ayrıldı. Dinleyicilerden özellikle yangına dayanıklı kapılar konusunda sorular geldi. Sorular genellikle kapıların performans kriterlerinin seçimi ve kapıların test ve işaretlemeleriyle ilgiliydi.
Açılış konuşmasını AYSAD Başkanı Sayın Sefa Targıt’ın yaptığı bu seminerde konuşmacılar sırasıyla sunumlarını gerçekleştirdi.
ilk konuşmacı olan WITTUR’dan, Sayın Ercüment Hızal yangına dayanıklı asansör kapılarının dünyadaki ve ülkemizdeki kullanımı, çeşitlerini ve uygulama yerlerini detaylarıyla sundu. Özellikle konuşmasında EN81-58 standardına atıf yaparak performans kriterlerinin neler olduğunu ve yangına dayanıklı kapılar için ne anlama geldiğini açıkladı.
İkinci konuşmacı LIFTINSTITUUT’tan, Sayın Ulvi Kadakal, Sayın Hızal’ın yaptığı sunumun bir devamı niteliğindeki konuşmasında bu kapıların Avrupa’daki test tarzını ve seçim kriterlerini örnekleriyle ve renkli slaytlarla sundu. Özellikle bir kapının alevler karşısında aldığı durum izleyenleri hayrete düşürdü. Gerçek yangına dayanıklı bir kapının ne olduğu bu sunum sonunda anlaşıldı.
Son konuşmacı THYSSEN’den, Sayın Mustafa Kavukçu ise yandığında zehirli gaz çıkarmayan kablolar konusunda önemli açıklamalarda bulundu. Özellikle asansör tesisinde kullanılan metrelerce kablonun yangın anında nasıl bir tehlike yaratabileceğini, binalarda asıl ölümlerin zehirlenmeden olduğunu, yanarak ölümün çok nadir olduğunu, bu yüzden özel kabloların ne kadar gerekli olduğunu vurguladı. Günümüzde bu tür kablolara talebin az olması, üretiminin kısıtlı ve dolayısıyla fiyatının yüksek olmasının doğurduğu, kullanımının artmasıyla fiyatların da düşeğini belirtti. Konuşmasının sonunda basit bir deneyle zehirli gaz çıkarmayan kabloların ne anlama geldiğini gösterdi.
Günün sonunda asansörün yangın durumunda dayanması beklenen kapıların nasıl olması gerektiği, seçerken nelere dikkat edildiği ve zehirlenme riskini gideren kabloların kullanılması gerekliliğinin önemi bir kez daha vurgulandı.
Bu konuda çıkan güncel yönetmelik ve asansör standartlarının varolduğunun da unutulmaması gerektiği belirtildi.
AYSAD Başkanı Sefa Targıt geçmişten geleceğe
yangınların bir panoramasını çizdi...
AYSAD Başkanı Sn.Targıt, Alıntılar ve fotoğraflarla desteklenmiş açış konuşmasında şunları söyledi: “Binaların Yangından Korunması Hakkındaki Yönetmeliğin “Asansörler” başlıklı 6. Bölümü, 62. ve 63. Maddelerde asansörlere yönelik daha detaylı mecburiyetler konmuş acil durum aydınlatma sistemi 72. Maddede, acil durum kontrol sistemleri madde 82’ de asansörlerden bahsediliyor, basınçlandırma sistemi madde 89’ da ve yönetmeliğin 2. bölümünde mevcut binalar için özel hükümler kısmında madde 160’da asansörlerden bahsediliyor.
Asansörler yangında kullanılmadığı ve yönetmeliğe göre yangından kaçış yolu olarak kabul edilmediği halde, yönetmelikte uzun uzun bahse konu edilmiş bir bina aksamıdır. Demek ki asansörler çalışmasa dahi varlığıyla bir risk yaratmakta, ya da yangında oluşacak hasarları azaltmakta bir rol oynayabilmektedir. Yönetmeliğin yazımında bazı eksikler, ya da uygulanabilir olmayan hükümler bulunsa gerek ki uygulamada bazı sorunlar yaşanıyor. Toplantımızın amacı da budur, bu uygulaması zor olan ya da anlaşılması net olmayan bölümler olması ve bunların açıklanması ihtiyacıdır.
Oysaki geçmişimize baktığımızda, yangın konusunda çok tecrübeli bir ülkeyiz biz. Mevcut uluslararası kuralları adapte etme ve anlama konusunda zorluk çekmek bir yana, bu kuralları bizim yazmış olmamız gerekirdi aslında… Bu yüzden konuya biraz daha ciddi yaklaşma mesuliyeti var atalarımızdan gelen miras dolayısıyla… Bu mirastan biraz söz edeyim… Hakikaten çok ciddi miras var bu konuda, bazı alıntılar yaptım. 1933 yılında o dönemin Vakit Gazetesi’nde N.Ahmet Banoğlu adında bir gazeteci, Osmanlı arşivlerinde araştırma yapmış ve yangınları tefrika etmiş. Bu yazılar, kitap halinde yayınlandı. Bu kitabı karıştırdığınız zaman, İstanbul kentinin yaşadığı dramın ne olduğunu daha iyi kavrıyorsunuz. Mesela oradan bir alıntı; 1865 yılındaki Hoca Paşa yangınının yayıldığı alan, Haliç’ten başlıyor Marmara’ya kadar… Yani İstanbul’u bilenler için bu sahanın ne kadar büyük olduğu anlaşılabilir, böyle bir yangın!… 150 yıl önce yaşamışız. Yine çarpıcı örneklerden; 1870 Karaköy, Beyoğlu, Galata tamamen yanmış. Beyoğlu’nda görmüş olduğunuz binalar hep 1870’ten sonra yapılmıştır, tamamen yok olmuştur o bölge… Yine Aksaray’da 1911 de bir yangın çıkmış 5.500 bina yanmış, binalar yatayken oluyor bu… şimdi üst üste koyuyoruz, oraya geleceğiz. 1918 de Fatih’te meşhur bir yangın var ki, ben bu yangından çıkmış insanlarla görüşebildim, yani çağımızla iletişim kurmuş bir devirden bahsediyorum. O yangında 7.500 bina yanmış. Görselde de gördüğünüz gibi büyük bir bina tamamen yok olmuş, yangından sonra insanların ne hale geldiğini, deprem felaketi gibi bir şey… Sultanahmet Meydanı’nda evsiz kalmış insanların eşyalarıyla durumu… Yine bir yangının büyüklüğünü ve İstanbul’da nasıl bir etki yarattığını gösteren bir manzara… iki defa Adliye Sarayı yandı. İstanbul’da noterler yanıyor mesela, tabii bunun muazzam adli ve ticari yan tesirleri ortaya çıkıyor. Binaların korunmasının önemini vurgulamak istiyorum, bu sebeple gösterdim bu adliye binası yangınlarını… Binaların yapısının yangını tahrik etmesine bir örnek olarak bir fotoğraf aldım. Burada okla işaret ettiğim, eski ahşap binalarda kullanılan çiviler var … Bu o zamanki malzeme seçim hatası… Bu çiviler aşağı yukarı 15 mm.ye 15 mm. kare kesit çivilerdir. Eski binalarda yaşamış olanlar bilirler. Bunlar yangında ısındığı zaman yangın bombası gibi etrafa sıçrıyorlar. Yangınların yayılması, bir yapı hatası ve bundan vazgeçilmiş zamanla… O zamanki sertifikasyon problemlerinin de, eskiden beri geldiğini gösteren bir örnek bu. İstanbul Belediyesi’nin arşivinden “şehir mühendisleri tarafından muayene olunan emlakten dolayı sahibinden para istendiği, kendilerine para verilmediği zaman, sağlam binayı çürük, çürük olan haneyi sağlam ve tehlikesiz göstermekte oldukları rivayet edilmektedir.” diye… Ve Sultan II Abdülhamit de bir ferman yayınlamış “Böyle davrananları fena yaparım” diye… Yani sertifikasyondaki usulsüzlükler de geleneksel galiba… Ahşap devrinden geçiyoruz, bu defa binaların içi yanmaya başlıyor. Atatürk Kültür Merkezi yangını… İstanbul’da birçoğunuz bilirsiniz; 1970, bina yapıldıktan bir sene sonra yandı. Burası betonarme ve çelik konstrüksiyonla yapılmış bir bina, ama yok oldu bir sene sonra… İstanbul’un büyük yangınlarından, mesela Gürün Han yangını, dar sokaklarda koca hanlar vardır. Yandığı zaman büyük sonuçlar doğururdu. Bütün bunlar olurken şehirleşmedeki, kurallaşmadaki yaşadığımız gibi problemler hep bir adama fatura ediliyor, bir günah keçisi bulunuyor. Özellikle de bu bir yetki verilmiş birisi, bir sertifikasyon kuruluşu, Makina Mühendisleri Odası gibi bir hedef bulunuyor. işte bir örnek: Bir zat-ı muhterem, Tarık Özsavcı adında bir beyefendi. Uzun seneler İstanbul’da itfaiye Müdürlüğü yapmış. Gayet iyi de bir yazar, kitabını okuduğum zaman gördüm. 1923 ile 1965 yılları arasındaki İstanbul yangın raporlarını derlemiş ve yayınlamış.
Bu raporların içinde en çarpıcı olan kısım; İstanbul Umum itfaiye Grupları Müdürü’nün sık, sık yargılanması, “tedbirsizlik yüzünden zarar oluşturmak” suçuyla…” Yani bütün her şey uygun, yollar, binalar da. Ama itfaiye müdürünü ikide bir sorguya, yargıya çekiyorlar. fiu andaki binalarda bulunan asansörlere doğru gelelim. Örneğin içi tamamen halıfleks kaplı asansörler var. Prof. Dr. Erdem İmrak’tan aldık fotoğrafı… Kendisi devamlı izliyor etrafı ve diyecek bir şey yok, tamamen yanıcı madde ile kaplı kabin…fiimdi bir istatistik vermek istiyorum, durumun nasıl geliştiğini göstermek için ve bu konuşmaları niye yaptığımızı anlatabilmek adına… Uluslararası Yangın ve Kurtarma Derneği diye bir dernek var, araştırmalar yapıyor ve istatistikler hazırlıyor. Burada, Rusya’da, ABD’deki ve Almanya’daki 1960 ila 2002 yılları arasındaki 1000 kent sakinine düşen yangın sayısının grafiği var. 1960’ta Rusya’da bu rakam birin altındaymış, 1000 şehirliye düşen yangın sayısı birin altındaymış. Almanya’da iki civarındaymış. ABD’de çok yüksekmiş, sonraki yıllara bakıyoruz. ABD’de azaltmışlar, yani okuduğumuz o kurallar, uygulamalar sonuç vermeye başlamış, Almanya çok fark etmemiş, Sovyetler Birliği’nin yıkılmasından sonra o bölgede biraz yükselmiş. Rusya’da tedbirlerin çok sıkı olduğunu orada çalışan arkadaşlar bilirler, ekonomik durumları kötü olmasına rağmen hala da taviz vermiyorlar. Yine de bu işlerin maliyetinin yüksek olduğunu dem vuran arkadaşlarımız var. Burada bir dağılım var, yine aynı derneğin bir istatistik bilgisi bu: Yangınlarda oluşan mali hacmi böldükleri zaman, bunun yüzde 35’ini binaları korumak için sarf edilen para oluşturmaktaymış, yüzde14’ünü sigorta masrafları oluşturuyormuş, direkt yangınlardaki kayıplar yüzde 26’yı oluşturuyormuş, endirekt kayıplar biraz önce açıkladığım gibi, işte evrak yanması gibi yüzde 5’ini oluşturuyormuş, itfaiye teşkilatlarının maliyeti de yüzde 20’yi oluşturuyormuş. fiimdi bu pastaya baktığımız zaman dilimler arasında oynayarak tercihler yapılıyor. Biraz önceki grafikleri bu yönlendiriyor. Bakın binaların yangından korunmasına ciddi bir para ayrılıyor burada… Bu parayı arttırdığınız zaman pastanın diğer dilimlerinden oraya kaynak aktarıyorsunuz ama can ve mal kaybını önlüyorsunuz. Pastayı küçültmek hedef tabii ki, ama içinde kaydırma yaparak da, binaları koruma yönüne kaydırma yaparak da diğer kayıpları, gerçek kayıpları azaltıyorsunuz. işin geometrisi budur.
Son bir grafikten bahsedeyim. Bütün bu çalışmaların, konuşmalarımızın hedefi, burada aynı derneğin ta milattan başlayarak 2200 yılına kadar olan bir projeksiyonu var. Tabii, bugüne kadar olanlardan elde edilmiş veriler. Gördüğünüz gibi biz 2010 yılındayız. Aşağı yukarı 10.000 kişiye düşen yangın sayısı 12 civarında burada. 2020 yılında üçe düşürme hedefi var. Bu da bugün konuşacağımız gibi, konuları tatbik edebildiğimiz takdirde, keskin bir düşüş öngörülüyor, hedefleniyor. Böylece 19. Yüzyıldan başlayarak 23. yüzyıla uzanan 450 senelik bir panorama çizmiş olduk.
Güncel sorunumuz hakkında bilgi alamaya Sayın Ercüment Hızal’dan başlayacağız.”
AYSAD eski Başkanlarından, Ercüment Hızal:
“Binaların yangından korunması ve yangına dayanıklı kapılar”
Toplantının bundan sonraki bölümünde, AYSAD eski Başkanlarından Sn. Ercüment Hızal söz aldı ve EN81-58 standardına atıf yaparak tanımları, kriterleri ve gereklilikleri açıkladı. Sn. Hızal, konuşmasında şunları söyledi:
“Bugün zamanın elverdiği ölçüde ağırlıklı olarak asansörlerde kullanılan yangına dayanıklı kapı tanımları ve dayanakları konusunda açıklamalar yapacağım, çok kısa olarak diğer kavramlara da değinmek istiyorum. Bu kavramlar ülkemizde maalesef iyice birbirine girmiş durumda… Terminoloji konusunda ciddi bir enflasyon var. Örneğin; bazı metinlerde itfaiyeci asansörleri parantez içinde acil durum asansörleri olarak adlandırılmaktadır ki gerçeğin bununla hiçbir ilgisi yok. Tüm dünyada hala tartışması süren “Kurtarma Asansörleri” sözkonusu ancak bu konuda verilmiş bir karar ve üzerinde uzlaşılmış bir metin yok.
2006 yılında Brüksel’de Avrupa Birliği’nin desteğiyle ELA Avrupa Asansörcüler Birliği, Axa Sigorta ve Liftinstituut işbirliğiyle bir konferans düzenlendi. “Yangın ve Risk Yönetimi” Konferansında Dünyanın önde gelen uzmanlarının sunumları yer aldı, uluslararası katılımcılar tarafından büyük ilgiyle izlenen konferansa AYSAD Teknik Heyeti’nden de katılım oldu, ben de onlardan biriydim.
Sunumlardaki bir konu beni çok etkiledi. Konuşmacılarından Sn. James Fortune dedi ki: Her asansörün yanında “Yangın durumunda kullanmayın” yazıyor, tüm Dünya’da standard bir ibare bu, biz bunun nedenini biliyoruz, ama asansörü Yangın’dan kaçmak için kullanmak isteyenler bunu anlayamıyor. Günümüz teknolojisi “Tahliye” asansörlerini yaratabilecek durumda ancak tartışmalar sürüyor. Konuyla ilgili yapılan açıklamalar sonrası söz 11 Eylül’de yaşananlara geldi, bildiğiniz gibi ölenlerin çok büyük bir kısmı dumandan zehirlenerek öldüler. Böyle bir felaket durumunda, insanlar aşağı inmek için merdivenlerde birbirlerini ezerken, itfaiyeciler ise yukarı çıkıp yangına müdahale etmek için uğraşırken, siz insanlara asansörleri kullanmayını nasıl söyleyebilirsiniz. Tahliye Asansörleri konusunda çalışmalar halen sürüyor, umarım yakın bir gelecekte EN veya ISO olarak standard oluşturularak konuya kalıcı bir çözüm getirilir.
Konuşmamın başlangıcında belirttiğim örnekteki gibi, ülkemizdeki yasa yapıcılar, gerçekten anlamakta zorlandığım bir anlayışla, bir şeyleri tam araştırmadan kuralları yazıyorlar, oysa ülkemizde bu konuda başka bir kural, tanım veya standard var mıdır? bunun uluslararası bir tanımı veya standardı var mıdır? Tam araştırılmadan bir metin hazırlanıyor, sektörün görüşleri yeterince dikkate alınmıyor, herhalde 2000 yıl yaşasam niye “Acil Durum Asansörü” ve yanında parantez içinde itfiyeci Asansörü yazıldığını anlamam mümkün değil, çünkü itfaiyeci Asansörünün ne olduğu TS EN 81-72 standardında tanımlıdır, itfaiyeci Asansörü konusu ilk gündeme geldiğinde herkes alevlerin arasından geçerek itfiyecileri taşıyan bir asansör hayal ediyordu.
itfaiyeci asansörleri ilk gündeme geldiğinde, TS EN 81-72 Standardını okumak yerine, soru sorarak öğrenmeye çalışanlardan gelen soruların içinde ençok sorulanlar; kabin içindekiler nasıl yangından etkilenmeyecek? kabin içindekileri nasıl koruyacağız? gibi sorular idi, bu soruların gerçekle hiç alakası olmadığını zorluklada olsa anlatabildik, itfaiyeci asansörü yangın durumunda, sadece itfaiyecilerein kullanımına tahsis edilmiş ve itfaiyecilerin yangına müdahale edebilmesi için tasarımlanmış bir asansör, alevlerin içinden geçmek için veya tahliye amacı ile kullanılamaz. Bu gün dünyanın hiçbir yerinde bu şekilde kullanılmak üzere tasarlanmış bir asansör yoktur. Neden yoktur diyorum zira bunu belirleyen bir kural yoktur, kural olmazsa sizin yaptığınızında uygun olduğu belirlenemez. Benzer durum diğer tüm asansör ve asansör aksamları için de geçerli, standard veya tanımı yoksa uygunluğuda belgelenemez.
Kat kapılarının yangın dayanımını tanımlayan EN 81-58 Standardı Türkçe olarak mevcut ve yürürlükte iken halen yangına dayanıklı kapılarla ilgili büyük enflasyon var, her kafadan bir ses çıkıyor, diğer yandan Avrupada uygulamadan kalkmış veya kalkacak birtakım lokal standardlar doğrultusunda üretilmiş takım kapılar ülkemizde yangın kapısı diye satılıyor. Sertifikaları olmayan veya sertifikalarına uygun olmayan kapılar, izolasyonu olmadan izolasyonlu diye kapılar büyük bir cesaretle ülkemizde yangına dayanıklı kapı olarak satılabiliyor.
Yangına dayanıklı kapıların binaların yangından korunması için gerekliliklerini daha iyi anlayabilmek için adım adım konuyu inceleyelim. Bildiğiniz gibi çağdaş yaşam ve kentleşme, kısıtlı veya pahalı arazi binaların yükselmesine neden oluyor, yükselen binalarda asansörlerin kullanımını kaçınılmaz olarak gerektiriyor.
Asansör kuyuları gerek binalardaki konumları gerekse yapıları itibariyle, eğer gerekli tedbirler alınmazsa devasa bir baca gibi çalışıyor. Bunun dışında asansörün kuyu içinde çalışırken oluşturduğu basınç ve hava sirkülasyonu da dikkat edilmesi gereken etkenlerden. Yangın tek başına risk değil, yangının oluşturduğu gazlar, duman ve ısı yine gerekli tedbirler alınmadığı takdirde üst katlara çok kolaylıkla intikal edebiliyor ki bu riski çok ciddi şekilde arttırıyor.
Yangına dayanıklı asansör kat kapılarından beklenen, oluşan yangının diğer katlara sirayet etmesini daha önceden belirlenmiş sürelerce engellemesidir. Daha önceden belirlenmiş süre yangın kapısınını test esnasında dayanabildiği süredir. Bununla beraber yangının diğer katlara sirayet etmesini sadece kat kapıları ile engellemek mümkün değil, böyle bir beklentinin olmasıda akılcı değildir.
Bir önceki sunumda anlatıldığı gibi, yangınlar konusunda Rusya’nın, dünyada yangınlardan en az etkilenen ülkelerin başında gelmesinin temel nedenlerinden biri , birçok tedbirin 60,70 senedir sıkı olarak uygulanması, yeni yangın yönetmeliğimizde de benzer tedbirlerden bahsediliyor, pozitif basınçlandırma, alev kesici bölme ve diğer engeller, yangına dayanıklı malzeme kullanımı, bunlar arasında sayılabilir, buna rağmen her binanın gerek şehirdeki lokasyonu, gerek yüksekliği, gerekse kullanım amacı doğrultusunda ayrı ayrı değerlendirmesi ve ayrı ayrı tedbirler alınması gereklidir, yani tek bir tedbirle herşey kontrol altına almak mümkün değildir. Hatırlatmakta fayda olduğunu düşündüğüm diğer bir konu ise Kanun, Yönetmelik veya Standardların asgariyi belirlediğir.
Belirtilen tedbirler binada daha önceden alınmamış ise yangının oluşturduğu alev, duman, ısı ve zehirli gazlar üst katlara süratle ulaşmakta, dünyadaki istatistikler yangın esnasında ölümlerin büyük kısmının oluşan bu duman ve gazlardan zehirlenme sonucunda oluştuğunu, direkt olarak alevden etkilenerek ölenlerin yüzde 3’ü geçmediğini ve dahada önemlisi ölüm veya ciddi şekilde yaralanmaların çoğunun yangının çıktığı katta değil üst katlarda oluştuğunu gösteriyor. (fiekil: 1 - Dumanın Binadaki yayılımı).
Buradaki şekildende son derece net anlaşıldığı gibi yangın alt katta çıkmış olsa bile ısı, duman, zehirli gazlar bulabildiği baca gibi bir yapıyla üste doğru yoğunlaşıyorlar ve burada kişiler için gerekli tedbirler daha önceden alınmamışsa, duman boşlukları, pozitif basınçlandırma, tahliye merdivenleri, vb... sonuç kesin ölüm. itfaiyeciler bile ölüyor, unutmayın maskeleri var tulumları var ama buradaki şartlar hiçbir canlının yaşayabileceği bir ortam değildir. Eğer gerekli tedbirler alınmamış ise asansör kuyusuda aynen böyle davranıyor, alttan emdiğini taşıyor ve üste yığıyor sonra üstten tekrar aşağı doğru inmeye başlıyor. Kurtarılmaları gereken insanlar hep buralarda. Bu gün Türkiye’de de gördüğüm için çok mutlu olduğum kısıtlı bir takım uygulamalar dışında malesef gerekli tedbirler tam anlamıyla uygulamada değil.
itfaiyeci asansörlerinde aranan vasıflardan birtanesi yangına dayanıklı kat kapıları ama bu demek değilki yangına dayanıklı kat kapısı yeterli, itfaiyeci asansörle kata ulaştı, kapı açıldı adamın karşısında 1200 derecelik bir yangın!.. Bitti hiçbir şansı yok. itfaiyeci asansörleri de yangından korunmuş Yangın güvenlik hollerine açılmak zorunda ki itfaiyeci çıkıp yangına müdahale edebilsin. Yangın güvenlik holünün muhakkak yangına dayanıklı asansör ve diğer kat kapılarıyla korunmuş olması gerekiyor.
Yangın güvenlik holü olarak belirlenmiş bölümün binanın diğer bölümlerden izole edilmiş olması gerekiyor. Yangın güvenlik holü varsa niye bizim yangına dayanıklı asansör kapılarına ihtiyacımız var gibi sorular geliyor!.. Cevabı gayet basit çünkü bu holler her katta var ve yangın güvenlik hollerinin tümünde asansör ve diğer kat kapılarının kapalı olduğundan emin olamayız, unutulmamalıdırki zincirin mukavemeti en zayıf halkasının mukavemetine eşittir, bir kapı açık olduğunda alev, duman, gaz güvenlik holüne sızar ve gerekli koruma yoksa oradan kuyuya, kuyu tarafındanda tekrar diğer katlara iletilir.
Bunların dışında, asansörün yer aldığı yangın güvenlik holünden tahliyeyi sağlayan merdivenlerin de binanın içyapısında alınacak tedbirlerle korunması gerekiyor … Bina dış yapısı zaten dışarıyla ilişkili olduğundan dışarıya yönelik bir tedbir gerekmiyor. (fiekil: 2 - Yangın güvenlik holü).
11 Eylül sonrası ABD’de yapılan yeni yapılarda binanın ortasında yangından korunmuş bir çekirdek oluşturuluyor, etrafındaki alanlar konut, büro, ofis vb... amaçlarla kullanılıyor, bütün merdiven ve asansörlerin yangından korunmuş bu çekirdek içerisinde konumlanması için çok net kurallar var. 11 Eylül faciası tüm dünyada yangına karşı mücadele, yangından korunma gibi konularda adeta bir dönüm noktası oldu. Brüksel’deki Yangın Konferansında bu olayı yaşamış insanlar vardı, özellikle eski New York itfaiye müdürünün gösterdiği bir film vardı, gerçek görüntülerden derlenmiş, izleyenler ağlamamak için kendisini zor tuttu. Nasıl bir facia olduğunu, insanların neler yaşadığını gördüğünüzde, bunların önüne geçmek için alınacak her türlü önlemin ne kadar önemli olduğunu kolayca kavrayabiliyorsunuz, unutmayalım ki hiçbir şey insan hayatından daha değerli değildir.
Yangının oluştuğu bir binada sizin veya yakınlarınızın bulunmaması için hiçbir neden yok, yani siz sadece bu tedbirleri almak zorunda olan devlet görevlileri veya bu tedbirlere uymak zorunda olan asansör tesis eden veya aksam üreten kişiler değilsiniz, aynı zamanda siz ve ailenizin fertleri, çocuklarınız ve hatta daha doğmamış torunlarınız bu risklerle karşı karşıya gelebilir. Facia oluştuktan sonra diyebilirmisinizki bilmiyorduk, istenmemişti, yüzde X maliyet artıyordu, bunun için gerekli tedbirleri alamadık. Böyle bir durumu ne kendinize nede hiç kimseye açıklayamazsınız diye düşünüyorum, özelliklede hayatlarını kaybedenlere ve onların yakınlarına, onun için olaylara hep doğru ve geniş açıdan bakmamız gerektiğine inanıyorum.
Öncelikle mevcut kural ne, bu kuralın gereklerini nasıl karşılarım diye araştırmak lazım, yoksa bu kuralın yanından, arkasından dolanıp sadece ticari menfaatlerimizi düşünerek hareket etmek değil, unutulmaması gerekirki yaptıklarımızın veya yapmadıklarımızın sonuçları uzun vadede kişi olarak bizlere de geri dönecektir.
Yangına dayanıklı kapı konusuna odaklandığımızda gündemin en önemli konusu: hangi kapı? veya hangi tedbir? niçin? gerçekte çok basit, EN81 serisi standardların birçok maddedesinde ve 95/16 AT Asansör Yönetmeliği de çok net olarak asansör kapılarının asansör boşluğu yolu ile yangının iletilmesine karşı yangın engelleri olarak kullanılması gereği net bir biçimde ifade edilir.
Bildiğiniz gibi standardlar, direktiflerin veya yönetmeliklerin gereğini yerine getirdiğinizi ispat etmek ötesinde değildir, yani emniyet standardı olsa bile tek başına yeterli değildir, esas hüküm Asansör Yönetmeliğinden geliyor. 95/16 AT Asansör Yönetmeliği EK-1 de belirtilen, asansör aksamı tasarımı ve yapımıyla ilgili “Temel Sağlık ve Güvenlik Gerekleri” hiçbir şekilde tartışılmayacak, yüzde yüz uyulması gereken kurallardır.
Temel sağlık ve güvenlik sözkonusu olduğunda hiçbir devlet bu konuda ben böyle yaptım diyemez, bu kadar net. Asansör Yönetmeliği EK-1 ne diyor?
Madde 2.3: Kabinin katlardan giriş ve çıkışları, tasarlanmış kullanım şartları için yeterli mekanik dayanıma sahip asansör kapıları ile donatılmış olmalıdır. Yani kapıyı zorunlu kılıyor.
Madde 4.2’deki tanım ise: "Durak kapıları", binayı yangından korumaya katkıda bulundukları takdirde, camlı kısımları olanlar da dahil olmak üzere, bütünlük açısından ve yalıtım (alevi kontrol altında tutması) açısından ve ısı iletimi (termal radyasyon) açısından yangına karşı uygun bir şekilde dirençli olmalıdır.
Madde 4.2’de yer alan; bütünlük E, yalıtım EI ve termal radyasyon EW kısaltmalarıyla ifade edilmekte olup, binayı yangından korumak için hangi katkıda bulunmaları gerekli ise seçilecek sınıfta o doğrultuda olmalıdır, konuşmamın ilerleyen kısımlarında konuyu detaylı olarak ayrıca açıklayacağım.
Asansör Yönetmeliğinde talep edilen bu, Peki bu talebi karşıladığımızı nasıl kanıtlayacağız? “vallahi dayanır” diyerek mi?.. Yangın dediğimiz şey 1000 dereceden başlar ve yangının türüne bağlı olarak daha üst derecelerede çıkabilir, kapının yangına dayanıklılığı ancak uygun standarda göre belgelendirilmesiyle kanıtlanır.
Kapının yangına dayanıklılığını hangi standard belirler?
95/16 AT ve EN81’in uyumlaştırılmış halleri Türkiye’de yürürlükte olduğuna göre, yangına dayanıklı asansör kat kapılarıda kesinlikle bu direktif ve standard hükümlerine uygun olmalıdır. Asansör kat kapılarının yangına dayanıklılıklarını tanımlayan, Avrupa Birliği ve Türkiye’de geçerli tek standard EN 81-58’ dir, bu standardın Türkçesi ise TS EN 81-58’dir.
Kısaca yangına dayanıklı asansör kat kapıları sadece EN 81-58 uygun olarak test edilmiş ve sertifikalandırılmış olanlardır. Yani benim kapım EN81-58’e uygun demekle olmuyor, burada çok önemli bir husus var, efendim ben falancanın kapısının aynısını üretiyorum, onun sertifikası var, hayır bu yaklaşım geçerli değil, standard üretici firmanın sertifikası olması gerektiğini belirtiyor, diğer bir deyişle; bir üreticinin EN 81-58 Sertifikalı kapısının aynısını üretseniz bile aynı sonucu vereceği, standard tarafından kabul edilmiyor, muhakkak kapıyı üretenin kendi adınında yer aldığı bir sertifika gerekiyor.
EN81-58 öncesi Avrupa Birliğinde de yangına dayanıklılık konusunda farklı yaklaşımları olan birçok Avrupa ülkesi vardı, bu nedenle EN81-58 harmonize bir standard ve harmanizasyonu en uzun süren standardlardan bir tanesi, çünkü yangın çok hassas bir konu.
Brüksel’deki sunumda emekli Londra itfaiye müdürünün yaptığı sunum oldukça etkileyici idi. 1680 lerde bir yangın yaşadık bütün Londra yandı dedikten sonra ve birdaha aynı felaketi yaşamamak için kurallarımızı o zaman koyduk, yani herkes bir felaket yaşamış, felaketin arkasından bir takım tedbirler almış tedbirleri de iyileştirme yoluna gitmiş.
AB’nin bu noktadaki katkısı üye devletlerin farklı beklentilerini karşılayacak ortak harmonize bir standard yaratılmasındadır. Bunun içinde buldukları yöntem son derece akılcı; eğer bu kapıları hepimizin üzerinde anlaştığımız bir yöntemle test edersek hangi ülkenin hangi tip kapıya ihtiyacı olduğunu da yerel otoriteler karar verebilir mantığı çerçevesinde, çok ciddi tartışmalar ve çalışmalar sonucunda EN81-58 oluşturuldu. Niye çok ciddi tartışmaların oluştuğuysa ayrı bir konu, sonuçta insan aynı insan, yangın aynı yangın ancak her ülkenin farklı bir yangından korunma anlayışı vardı, bütün bu farklılıklar harmonize EN81-58 standardı sayesinde ortadan kalktı.
EN81-58 standardının oluşturulmasından önce kendi yerel yamgın standardları ve tanımları olan Almanya, ingiltere, Fransa, italya, ispanya gibi ülkeler, belirlenen süreler içinde mevcut ulusal standardlarına göre üretilen kapıları kullanımdan kaldırmış veya kaldırmakta, her ülke için belirlenen ayrı bir tarih var. Bu süreyi her ülke kendisi belirledi, neden? kendi ulusal standardlarına uygun yangına dayanıklı kapıları vardı, sanayi bunu üretmeye devam ediyordu, ancak bu geçiş sürecinde dahi, eğer EN81-58’e uygun sertifikalandırılmış bir kapınız varsa, bunu da kullanabiliyordunuz, Polonya, Çek Cumhuriyetleri, Bulgaristan vs. gibi ulusal yangın standardları olmayan diğer üye ülkeler veya aday ülkeler, kendi standardları olmadığı için ilk günden itibaren EN81-58’ i kabul edip uygulamaya koydular.
Bunun dışında coğrafik olarak ta asla AB üyesi olması mümkün olmayan ve böyle bir beklentisi de bulunmayan birtakım ülkeler, bazı Güney Amerika ülkeleri EN81-58’i aynen kabul edip uygulamaya başladılar. Çünkü bahsettiğimiz konu bir test standardı, bende kendi test standardımı oluşturacağım diye uğraşmak akılcı olmadığı gibi böyle bir çalışmanın yapılabilmesi de oldukça zor. EN81-58 ile Rus yangın standardlarına baktığımızda bazı farklar, Rus yangın standardları kural olarak EN81-58’den de ağır hükümler içeriyor. Yaklaşık 25 senedir Rusya ile olan ticari ilişkimizde gözlemlediğim en önemli konulardan birini sizlerle paylaşmak isterim, Rusya’da en çok çekinilen şey gizli polis, ordu veya maliye değil itfaiyedir; samimiyetimle söylüyorum, Rusya da itfaiye’ye hükümetin bile gücü yetmez, bu toplantıyı orada yapmış olsaydık belki itfaiye görevlisi çizmeleri ve üniforması ile gelir herşeyi gözden geçirir, şu kablo biraz ısınmış yangın çıkabilir şunun altına yanmaz birşey koyun dediği an hemen birşeyler konulur, aksi halde kesinlikle toplantıya dahi müsaade etmezler.
Bugün Rusya’daki bütün kapılar yangın sertifikalıdır, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği kurulduğundan beri durum aynı, tedbirini almışlar sonuçları ortada, yangının en az oluştuğu ve en az hasar yarattığı ülkelerden biri, mesela yangına dayanıklı kapı kullanımı veya asansör kuyusunda pozitif basınçlandırma tartışma konusu bile değildir. Bütün bunların yanısıra, Moskova’daki asansör fuarı esnasında CEN (Avrupa Standardları), ISO (Uluslararası Standard Organizasyonu) ve Rus Standardlar Enstitüsü bir araya gelerek EN81-58’ i tüm dünyanın kullanımı için harmonize ISO81-58 standardı haline getirme çalışmalarına başladılar.
fiimdi hep birlikte bir bakalım EN81-58 ne diyor:
• Bu standard, durak tarafında yangına maruz kalabilecek asansör kat kapılarının yangına karşı dayanıklılığının tayini için bir metodu kapsar.
• işlem, sızdırmazlığın ve gerekli ise, ışıma ve ısıl yalıtımın ölçülmesine imkân verir.
• Deneyden önce numunenin, ilgili mamul standardında yer aldığı şekilde, mekanik şartlandırılmasını içeren çalışabilirliğinin doğrulanmasından başka bir kural yoktur.
Bakın hiçbir yerde duman sızdırmaz demiyor, şu anda en büyük spekülasyonda o zaten, su sızdırmaz biraz daha belki anlaşılabilir ama ben bu hayatım boyunca su sızdırmayan hiçbirşey görmedim, denizaltı dahil su sızdırırlar. Denizaltının içine bile su sızabilir, sızan suyu bir yere toplarlar, pompayla dışarı atarlar, meşhur bir laf vardır “su iğne deliğinden bile geçer” diye. Kısaca söylemek istediğim; herşeyin bir tanımı olmalıdır, tanımlar standarlardaki ile aynı olmalıdır, tanımlanmamış birşeye uygunlukta olamaz.
EN81-58 Standardındaki kapsam son derece net ve Türkçe, TSE sitesine girin, standarda bakın aynı şekilde yazıyor.
• Deney, asansör kat kapısının, durak tarafından, kapının yangına dayanıklılığının değerlendirilmesi için gerekli süre kadar, EN 1363-1’de belirtilen ısıtma şartlarına tâbi tutulmasından oluşur.
• Deney süresince, kapının etkilere açık tarafında kapının tüm yüksekliği boyunca fırın gazlarının kapının ısıtılmayan tarafına sızmasına neden olan pozitif basınç mevcuttur.
• Etkilere maruz bırakılmayan tarafta, sızan gazları toplamak için bir kanopi ve bu gazların, debi ölçme sistemi ile teçhiz edilmiş bir hava kanalına yönlendirilmesi için bir aspiratör bulunmaktadır.
Bir yangını simüle ettiniz, neye göre simüle ettiniz? EN1365’e göre, deney süresince kapıların etkilere açık tarafında yani yangına maruz kalan tarafta, kapının tüm yüksekliği boyunca fırın gazlarının kapının ısıtılmayan tarafına sızmasına neden olan pozitif basınç mevcut.
Böylece test ettiğimiz kapıya basınçla birlikte ısıda uygulayarak yangını adeta simüle ediyorsunuz. Etkilere maruz bırakılmayan tarafta yani kapının arka tarafında sızan gazları toplamak için üstte bir kanopi, yani bir davlumbaz var ve ayrıca toplanan bu gazların debi ölçme sistemi ile teçhiz edilmiş bir hava kanalına yönlendirilmesi için bir aspiratörde bulunmaktadır.
• izleme gazı olarak kullanılan CO2 konsantrasyonu fırın içinde ve hava akışı ölçme noktasında ölçülür.
Gazın debisi ve sıcaklığının izlenmesi ile deney kapısından sızan gazın hızının hesaplanması mümkündür.
• Metot, normal şartlara göre düzeltilmiş olarak, sıcak gaz sızıntısı verilerini zamana bağlı bir fonksiyon olarak verir.
Bu, kapının yangına karşı etkin bir engel olarak kullanılma kabiliyetinin değerlendirilmesi için bir temel sağlar.
Deney esnasında test kapısı tanımlanan kriterlere 30 dakika uyuyorsa dayanımı 30 dakika, 120 dakika uyuyorsa dayanımı 120 dakika olarak belirlenir.
EN 81-58 Performansın değerlendirilmesi
• Kapı numunesinin performansı,
- yangına karşı engel olarak kullanılabilme kabiliyeti,
- sıcak gazların durak tarafından asansör kuyusuna sızdırmayı kontrol kabiliyeti,
- yalıtma, ışıma için belirtilebilecek ilave kriterler dikkate alınarak ifade edilmelidir.
Yangına karşı engel olarak kullanılabilme kabiliyeti, olmazsa olmaz en önemli kriter, yangına karşı engel olarak kullanılabilme kabiliyeti ise beklentimizle ilgili, beklentimiz 30 dakika ise 30 dakika, 120 dakika ise kapı konumunu 120 dakika süresince muhafaza etmek zorunda,
Sızdırmayı kontrol kabiliyetinden beklenti aynı, örnek olarak beklentimiz 60 dakika sızdırmayı kontrol etmesi ise, kapı test esnasında 60 dakika süresince belirlenmiş sınırlara göre sızdırmayı kontrol etmek durumundadır. Kapının yalıtma ve ışıma kriterlerinide sağlaması gerekiyorsa durum yine aynı.
EN 81-58 Performans kriterleri
Sızdırmazlık (E)
• Deney numunesinin performansının değerlendirilmesinde ana kriter sızdırmazlıktır.
Asansör kat kapıları için sızdırmazlık kriteri, kapı genişliğinin beher metresinin sızdırma değeri 3m3/(dak.m) geçmediği sürece karşılanır (deneyin ilk 14 dakikası dikkate alınmaz).
• Sızdırmazlık, devamlı alevlenme durumunda kaybedilmiş kabul edilir. Devamlı alevlenme 10 saniyeden uzun süren alevlenmedir.
E harfi ile ifade edilen “Sızdırmazlık” kriterini tekrar açıklamakta fayda var, kriter son derece net, duman sızdırmazlık diye birşey sözkonusu değil, kat kapısının yangına dayanım performansının değerlendirmesindeki ana kriter “Sızdırmazlıktır”, yani her EN81-58 sertifikalı kapı E kriterini karşılamaktadır, kat kapısı sızdırmazlık kriteri ise kapı genişliğinin beher metresi için dakikada üç metreküpten fazla sızdırma yapmamasıdır. Diğer bir deyişle beher metre için dakikada üç metreküp’ten az sızdırma yapıyorsa, test esnasında 10 saniyeden fazla alevlenme olmuyorsa kapı testi geçmiş demektir. Bu kapı E120 olması gerekiyorsa 120 dakika süresince bu değerin üzerine çıkmaması gerekiyor. Test esnasında kapının kuyu tarafında 10 saniyeden kısa sürede bir alevlenme oluyorsa bu bir sorun değil ama 10 saniyeyi geçerse kapı yerinde de dursa, sızdırma beher metre için üç metreküpten az da olsa test başarısız olacaktır. Çünkü 10 saniyeden uzun süren bir alevlenmenin yangının üst katlara sıçramasına neden olacağı öngörülmüştür.
Sefa TARGIT: Ercüment Bey bu sayfa sunumunuzun en önemli kısmı gibi geliyor biraz daha üzerinde durmanızı rica etsem bir soru ile; Zannederim herkesin kafasında o soru oluştu, Asansör kapısının alevlenmesi bu 10 saniyeden fazla olursa test sonucu başarılı değildir deniyor sanırım.
CEVAP: Demek istenen şey kapıda oluşacak bir alevlenme 10 saniyeden fazla olursa test başarısız olmuştur, test hemen sona erdirilir.
Sefa TARGIT: ikincisi de, sızdırmazlıktan sızmayacak olan ne? Biraz daha açarsanız çünkü yanlış bir tarafa gidebilir.
CEVAP: Sn. Ulvi Kadakal prezantasyonunda testle ilgili ayrıntılı bilgiler verecek ama kısaca açıklamaya çalışayım, sızdırmazlık alev içinde geçerli, alevinde kuyuya geçmemesi gerekiyor, sızdırmazlık devamlı alevlenme durumunda kaybedilmiş kabul edilir dememizdeki gerekçe şu; kapıların üzerinde yanıcı materyaller bulunabilir ve alevlenebilir, eğer bu alevlenme 10 saniyeden uzun ise asansör oluşan alevin bir üst kattaki yanıcı olabilecek bir maddeyi tutuşturma olasılığı var, dolayısıyla yangının ikinci kata sirayet etme olasılığı veya kuyuda buharlaşmış bir yanıcı gazın 10 saniyeden uzun süreli bir alevlenme ile tetiklenerek kuyunun tamamen alev yumağı haline gelmesine neden olabilir. (fiekil: 3 – EN 81-58 Sınıflar).
Performans kriterlerinden bahsederken EN 81-58 standardındaki E, EI ve EW kriterlerini açıklamıştım, diğer önemli bir husus ise süre, yani “Yangına Dayanıklı Kat Kapısı” ne kadar süre ile E, EI veya EW kriterini yerine getirecektir.
Yangına Dayanıklı Asansör Kat Kapılarında istenilen dayanım süresi en azından itfaiyenin Yangının başladığı binanın en üst katına erişim süresine eşit olmalıdır. Yangına müdahaledeki olası gecikmelerde bu süreye ayrıca dahil edilmelidir. Kısaca itfaiyenin müdahale edebileceği süre bir emniyet katsayısı ile belirlenmelidir.
Asansör kat kapılarında yangına dayanıklılık istendiğinde tanım EN 81-58 standardındaki
E, EI veya EW kriterlerinin yanısıra yangına dayanım süresinide kapsamalıdır, sadece sınıf veya süre tanım için yeterli değildir. (fiekil: 4 – Yangına dayanım süresi).
Gündemdeki diğer önemli bir konu ise Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik’te yer alan yangına dayanıklı asansör kat kapılarının tanımının netleştirilmesi.
Konuyu açıklığa kavuşturtmak isteyen bir kişi tarafından yapılan bilgi edinme başvurusu sonucu Bayındırlık ve iskan Bakanlığı’nın 28 Temmuz 2009 tarihli açıklaması şu şekilde:
Bilgi edinme başvurunuzda Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmeliğin Asansörleri ile ilgili 62 nci maddesinin 7 nci fıkrasında “Asansör kapılarının yangına karşı en az 30 dakika dayanıklı ve duman sızdırmaz olması, yapı yüksekliği 51,50 m’den yüksek binalarda yangına karşı en az 60 dakika dayanıklı ve duman sızdırmaz olması gerekir” hükmünün yer aldığını, Asansör kapılarının yangına dayanıklık testinin ve sınıflandırmasının ise TS EN 81-58 standardına göre yapıldığını, Yönetmelikteki “dayanıklı ve duman sızdırmaz” ifadelerinin karşılığının TS EN 81-58’ deki E, EI veya EW kriterlerinin hangisine tekabül ettiği sorulmaktadır.
Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmeliğin Asansörleri ile ilgili 62 nci maddesinin 7 nci fıkrasında “Asansör kapılarının yangına karşı en az 30 dakika dayanıklı ve duman sızdırmaz olması, yapı yüksekliği 51,50 m’den yüksek binalarda yangına karşı en az 60 dakika dayanıklı ve duman sızdırmaz olması gerekir” hükmü yer almaktadır.
Buna göre asgari şart olarak ulusal düzenlememizde asansörlerin kat kapıları (E) Sızdırmazlık, (I) Isıl yalıtımı olarak, en az EI 30 özelliğinde ve yüksekliği 51.50 metreden yüksekliğe hizmet veren asansörlerin kat kapıları en az EI 60 özelliğinde olmalıdır.
Bu şartın yerine getirilebilmesi için; imalatçısı adına, onaylanmış kuruluş tarafından düzenlenmiş ve EN 81-58’e uygunluğunu belgeleyen bir test raporu veya bu raporu doğrulayan belgeye sahip olan kat kapılarının kullanımı gerekmektedir.
Konuyla ilgili açıklama bu şekilde, hiçbir yorum yapmadan iletiyorum ancak konuşmamın başlarında bahsettiğim olumsuzluklar nedeniyle belirtmek isterim ki yapılacak uygulamalarda denetimde büyük önem taşıyor.
14.12.2006 tarihinde AYSAD’da yapmış olduğum Asansörler ve Yangın Standardları ile ilgili sunumda da yer alan ve basında yer alan 2006 verilerine dayalı bazı bilgileri tekrar paylaşmak istiyorum.
- Dünyada enfazla gökdelene sahip kentler sıralamasında istanbul 6. sırada,
- istanbul’da yüksekliği 35 metrenin üstündeki bina sayısı 2 bin 402 adet,
- itfaiyenin elindeki merdivenler 33 metreye kadar yükselebiliyor,
istanbul’da yaşanabilecek bir deprem sonrası ortaya çıkabilecek ve çok geniş bir alanda etkili olabilecek bir yangına itfaiyecilerin hangi imkanlarla müdahale edebilecekleri sanırım cevaplanması gereken önemli bir soru.
Dünyanın deprem konusunda en deneyimli ülkelerden biri olan Japonya’nın oluşan her deprem sonrası depremden daha çok deprem sonrası çıkan yangınlardan etkilendiği bir gerçek, ülkemizdeki yasa yapıcıların yönetmelik, kanun ve kararnameleri oluştururken bu gerçekleri dikkate almaları, net tanımları veya ilgili standardları kullanmaları ülke yararına olduğunu kesin. Bu çalışmaların ilgili taraflarla daha ileri seviyede işbirliği ve koordinasyon içinde yapılması gerektiğinin altını çizmekte fayda olduğunu düşünüyorum.
Basından derlediğim birkaç yeni haberle konuşmamı bitirmek istiyorum:
- itfaiye Yangına yetişemedi...
Sancaktepe'de bir binanın en üst katında çıkan yangında baştan alınması gereken bütün önlemler yangın bittikten sonra yerine getirildi .
- itfaiye zor anlar yaşadı...
15 katlı binanın çatısında çıkan yangına müdahale etmek isteyen itfaiye ekipleri, araç merdiveni kısa kalınca zor anlar yaşadı.
- Yangına Müdahale Etmek isteyen itfaiye Ekipleri Trafiğe Takıldı...
Kayseri'de, bir konfeksiyon mağazasında elektrik kontağından yangın çıktı. Sokak arasında bulunan mağazaya ulaşmak isteyen itfaiye ekibi ve ambulans trafiğe takıldı. Yangında 2 kişi dumandan zehirlendi.
Malesef maddi ve manevi kayıpların yaşandığı örnekleri dahada arttırmak mümkün, inanıyorumki hepimiz bu felaketlerden haberdarız; gereken tedbirleri gerektiği gibi ve en başında almak, sonradan “felaket” diye adlandırdığımız, çoğunlukla ihmal ve tedbirsizlik sonucu ortaya çıkan, geri dönüşü olmayan kayıpların önüne geçmek için en akılcı çözümüdür, diyerek konuşmamı tamamlıyor ve göstermiş olduğunuz ilgiye teşekkür ediyorum.
Ancak konuşmamın başlarında bahsettiğim olumsuzluklar nedeniyle belirtmek isterim ki yapılacak.

Lift Instituut, Doğu Avrupa Bölge Müdürü Ulvi Kadakal
yangına karşı dayanıklı kapıların test edildiği fırınları anlattı...
Konferansın ikinci oturumunun konuşmacısı Liftinstituut Doğu Avrupa Bölge Müdürü Ulvi Kadakal en 81-58 ‘e göre kapı testlerinin nasıl yapıldığını ve sertifikalandırılması hakkında teorik ve pratik bilgiler sundu. Sunumda yer alan test deneyimleri ile birçok görsel in yanında kadakal EN 81-58’in yazılım sürecine de değinirik bu standartın öncesi ve sonrası Avrupa’daki genel durum hakkında bilgiler verdi. Standartın uyumlaştırma süreci öncesinde her bir devletin hatta federatif yapıdaki devletlerin her bir eyaletinin ayrı ayrı talepleri olduğunu ve bu durumun kapı üreticileri için yarattığı sorunlara değindikten sonra Türkiye’nin de bu standartı çok kısa sürede hemen hemen Avrupa ile aynı anda uyumlaştırması ve yürürlüğe koymasının sektörün gelişimi açısından çok verimli olacağını belirtti.
Birçok görsellle birlikte kapı testlerinin hazırlık, uygulama ve sonuç aşamasına dair sunum sonrasında Ulvi Kadakal önemle piyasaya arz sürecinde yaşanan sorunlar ve atılması gereken adımlarla ilgili bilgiler verdi.
Öncelikle testi gerçekleştirecek laboratuvarın yetkinliğine değinen Kadakal, bunun da kontrolunun laboratuvarın ilgili akreditasyon standardı olan EN 17025‘e göre akredite olması ve akreditasyon kapsamında da bu tür testlerin varolması gerektiğini belirtti. Ülkemizde halihazırda bu yetkinlikte bir laboratuvar olmadığını belirttikten sonra Avrupa Birliği sınırları içinde de çok sayıda laboratuvarın bu testleri gerçekleştirmediklerini söyledi.
EN 81-58 in test verileri konusunda herhangi bir toleransa sahip olmadığını, sözgelimi bir testte 119. dakikada gözlenen 10 saniyeden fazla alevin kapıyı 1 dakika yüzünden E120 yerine E90 olarak belgelendirileceğini, tek toleransın kapının boyutları ile ilgili olduğunu buradada test edilen kapı ölçülerinini belli bir yüzde ile daha dar ve alçak ya da daha geniş ve yüksek boyutlarda arz edilebileceğini belirtti.
Ülkede yaşanan en önemli sorunun piyasaya arz sürecinde kapıların sertifikaları olmasına rağmen test edilmiş kapılar ile aynı teknik özelliklerde olmadığı ve bu konununda herhangi bir otorite tarafından kontrol edilmediğini belirten Kadakal, bu durumun hem piyasaya uygun olmayan ürün arz edilmesi hem de gerçekten test ettiği tarzda kapı arz etmeye çalışan üreticilerin maruz kaldığı haksız rekabet ortamı açısından ciddi bir sorun olduğunu söyledi.
Bugüne kadar binlerce kapınıbn EI kriterline göre test edşlmiş ve belgelendirilmniş kapı olarak piyasaya arz edildiğini ancak hemen hemen hiçbirinde I kriteri gereği olan izolasyon malzemesine rastlanmadığının bir fiili durum olduğuınu söyleyen Kadakal kendi kurumu tarafından test edilmiş ve belgelendirilmiş üreticilerinde aynı şekilde piyasaya arz yaptıklarını bu konuda sadece iki üreticinin bu kurallara uyduğunu bu durumdada fiyat rekabetinden gerçek anlamda dayanıklı kapıların piyasaya arz edilmediğini ısrarla belirtti.
Kurum olarak test ve belgelendirme yaptıkları kapılara ait sertifikaların bir tip muayene sertifikası olduğunu ve dolayısı ile test edilen üründen sorumlu olduklarını belirten Kadakal bu konuda kontrol görevinin kamuya ya da büyük alıcılara piyasa gözetim şartları dahilinde ait olduğunu, talep edildiği takdirde gönüllü olarak dahi bu kontrolleri gerçekleştirebileceklerini söyledi.
AYSAD Başkan Yardımcısı Mustafa Kavukçu zehirli gaz çıkarmayan
kablolar konusunda önemli açıklamalarda bulundu...
Yangın deyince benim aklıma, kötü bir tabirle başlayacağım ama gerçekten, “ölüm” geliyor. Yani esasında kendi insani yapımıza baktığımızda, organizmamızın yapısına baktığımızda, yangının yok edici, nerdeyse sıfır çarpanı olan özelliğine baktığımızda, son derece ciddi bir işle uğraştığımızı söylemek isterim. Bir önceki arkadaşların anlattıklarında bir test tesisinin 5 Milyon Euro’luk maliyetlerle yapılmış yatırımlarını referans olarak alsak bile, buradaki çalışmaları da bunun bir alt parçası olarak düşünürsek, bu değişimlerin çok pahalıya mal olduğunu görebiliriz. Biz de bu noktada ilerlemek ve asansörde insan sağlığını ve güvenliğini daha emniyetli hale getirmek istiyoruz. Çünkü risk değerlendirmesinden çıkan asansörlerin, artık bildiğiniz gibi risk değerlendirmesi hem dizayn aşamasında hem de bazı firmaların çevre- iş sağlığı güvenliği açısından analizleri yapılıyor. Ben AYSAD üyesiyim ama, aynı zamanda kendi firmamda bu tip risk analizleriyle kendi risk değerlendirmelerimizi yapıyoruz.
Size halojensiz kablolar veya halojenden arındırılmış kablolarla ilgili sunumumu şu şekilde yapacağım.
“Halojen nedir?” ve “Halojenin etkileri nasıldır?” sorularına cevap vereceğim. Yangın esnasında halojenle, PVC (Polivilin) içeren kabloların karşılaştırmasını yapacağım. Asansörle halojensiz kabloların yönetmeliklerle olan ilişkilerini anlatacağım. Bir maliyet analizi var ve sonra da sonuç olarak sunumumu bitireceğim.
“Halojen Nedir?” konusuyla başlamak istiyorum. Aslında ametal grubuna girer, flor, klor, iyot ve astatinden oluşur. En önemli özelliği de zehirli ve tehlikeli bir element olarak bilinmesidir.
Türkiye halojensiz kablo uygulamalarına hazır mıdır? diye baktığımızda hakikaten standartlar da yerli yerinde, yönetmelikler gibi, yerel standartlar hep bilinen TS EN 5267-1-2 ve 3 … Sunumun yanında detaylarını da verdim, gaz miktarının tayini, malzemelerin gazlarının asitik derecelerinin tayini ve kablolardan açığa çıkan gazların asitik derece tayini standartlar içindedir. Uluslararası standartlar yine aynı şekilde ki biz, TS EN 5267’nin tercümesini bire bir kullanıyoruz. Testleri yapılıyor mu? Evet… Bu testlerde bu belli üç standartta gazların asitik derecesi, halojen asit miktarı ve duman yoğunluğuyla ilgili testler yapılmakta. En azından standartlarımız var. Fakat asansör sektöründeki standartlara baktığımızda en azından EN 81’e baktığımızda polivilin kabloları hep refere edilmiş. Neden polivilin kablolar seçiliyor; şu anki uygulamalarda da kabloların avantajı fiyat ucuzluğu olarak görülmektedir. Aynı zamanda PVC kullanımının diğer nedeni, kolay uygulanabilirliğidir. Ama dezavantajları yangın esnasında yoğun duman çıkarması, korozik ve tehlikeli gaz çıkarması buna belki bir ilave de uzun vadede kablolarla haşır neşir olanlar için, belki de kanserojen etkisi olan malzemeyle kaplı bir materyal olarak karşımıza çıkıyor.
Yangın esnasında halojen esaslı kablonun çıkardığı gazların zehirli gazlar olduğunu ve bunların genellikle kılıf malzemesinde olduğunu söyleyebiliriz.
Yangın esnasında, halojensiz kabloların PVC standartlı kablolara göre görüş derecesinin daha iyi olduğu belirtilmiştir. Eğer kabloyu halojenden arındırırsanız, yanan kablodan dışarı çıkan gaz miktarı yüzde 60 civarında azalıyor. Bu son derece önemli… Yangının ilk 15 dakikasında hayati bir önem taşıyan bir tepkime bu. Yüksek dönüş derecesi garanti edilmektedir. 10-11. dakika boyunca ve aşağıdaki iSO/TR 5924 testi ile de bu biliniyor.
Bu kablo konusu gerçekten çok özel ve enteresan bir konu… Bu konuda Türkiye’deki önemli bir firmadan (ismini zikretmiyorum) destek aldım, onların bilgisidir ve onların çıkardığı test sonuçlarıdır. Bire bir konuşmalardır, isteyen kişilere veya kurumlara ilgili firmayla ilgili iletişim bilgilerini sağlayabilirim.
En önemli konulardan biri de, insanların yangın esnasında nasıl bir tepki gösterdiğidir. Yangında çıkan ve nefes alma hızını arttıran karbondioksit gazı panik duygusu yaratıyor insanlarda… Karbonmonoksitin ise öldürücü ve zehirleyici etkisi var. Kandaki oksijen miktarını azaltıyor, yüzde 15 ve yüzde17 arasındaki bir orana ulaştığı zaman öldürücü bir nitelik taşıyor. Toksik gazlar söylediğim gibi kas hareketlerini azaltıyor, neredeyse bloke oluyor insanlar.
Size bu konuda dört tane grafik göstereceğim, bu dört grafikten birisi karbonmonoksit emisyonu normal PVC bazlı standart kabloya göre halojensiz kabloların aşağı yukarı 10 kat daha az bir karbonmonoksit emisyonu yaydığı, yangın başladıktan uzun bir süre sonra da karbondioksit ve karbonmonoksit oranının uzunca bir süre düşük kalması, yani dumanın yayılım hızının az olduğu ile ilgili bir grafik… Halojensiz kabloların yanmaya başladıktan sonra karbonmonoksit değeri tehlikeli seviyelere çok yavaş ulaşır ve en yüksek seviyeli PVC bazlı standart kablolarda yüzde 25 daha aşağıda kalır. Ve son grafik, bu zehirleyici ve insanı kısa sürede öldürücü hidroklorik emisyonunu içermesiyle ilgili…
Bu ilk baştaki PVC ve halojensiz kablo mavi… PVC kablo iki dakikada birinci dakikadan itibaren ani bir karbonmonoksit açığa çıkıyor zaman içinde 6 dakikada azalan bir eğri gösteriyor ama ilk iki dakikadaki miktarı aşağı yukarı 10 kat daha fazla… ikinci grafikte, karbon monoksit öldürücü, karbondioksit de panik yaratıcı bir etki yaratıyor. Burada gördüğünüz gibi halojensiz kablolarda CO emisyonu milyonda 20 partikül iken PVC kablolarda milyonda 329 partikül olarak belirtilmiştir. Karbondioksit artımı, zamana bağlı olarak, ilk 8-10 dakikada PVC’lerde maksimuma ulaşırken, halojensiz kablolarda 10 kat altına iniyor ve 22 dakika dayanıyor. Bu inanılmaz önemlidir. itfaiyeden yardım bekleyen insanların sağ kalabilmesi için mutlaka böyle bir zamana ihtiyaç vardır. Aksi takdirde ilk 6-7 dakikada insanlar zehirlenip ölebiliyor ve dolayısıyla o zaman yangın kapılarının E-I mi , E-60 mı, E-120 mi olmasının önemi kalmıyor. Ayrıca bu konu sadece kapıya bağlı değil, kabloların yangın esnasında bu tür emisyonları aşikar hepinizin bildiği gibi son grafikte bu hidroklorik asit yayılımı sıfır.
Şimdi hidroklorik asit şu bildiğimiz en keskin asitik özellik taşıyan malzeme normal bir apartman katında 850 m uzunluğunda PVC kablo var olduğu düşünülüyor, ortalama değer olarak bunu bulmuş kablo ile uğraşanlar… Ve bu 32 şişe hidroklorik asit demektir, Bir önceki sunumda arkadaşlar yangındaki ölüm oranlarını yüzde 85 demişlerdi, bendeki rakamlarda, bu değişik ama aşağı yukarı çok yakın, burada yüzde 71’dir. Yüzde 71’in dağılımı ise, yüzde 50 kalp krizi, yüzde 21’i dumandan boğulmadır. Boğulma bu hızla olduğuna göre yüzde 21’in yüzde 80’inin ölüm sebebi karbon monoksit ve toksik dumanlardır. Yani insanların ölüm sebebi yangın değil ilk bakışta, ilk 10-15 dakikada boğularak ölmeleri ve yüzde 20 ölüm oksijen yetmezliğinden, yani karbon monoksitin artmasıdır. istatistikler göstermiştir ki, ilk 3–4 dakika daha sonraki 10 – 15 dakika kurtarma ekipleri için son derece kritik bir zamandır. O açıdan bu grafik ve bu istatistikler hakikaten çok önemlidir. Ercüment Bey siz Düsseldorf‘taki yangınlardan bahsetmiştiniz; 17-04-1996’da 17 kişi öldü, yangın sonrası yapılan incelemelerdeki tespit; toksik gazlardan zehirlenme olup sebebin PVC bazlı standart kabloların kullanılmasıyla ilgili olduğu ortaya çıkmıştır. Bu da güncel bir örnek; 26 EYLÜL 2009 tarihli yangında asansör ve kablolarla ilgili bir şey söyleyemiyorum ama burada en alttaki yazıda dumandan zehirlenerek öldü ibaresine dikkatinizi çekmek isterim. ilk sayfadaki bu resim ve ikinci sayfadaki yazıda da yine insanların aynı şekilde; zehirlenerek öldüğü belirtilmektedir. Yangın durumunda insanların birebir karşılaştığı ve hemen reaksiyona giren tepkime, yangın dumanıdır. Burada uzman olan, Türkiye’de dünya ölçeğinde üretim yapan firmalar var. Ben bu iki büyük firmanın ikisiyle de görüşme şansını buldum. Ama baktığımızda, daha detaylı bilgiler var mı? Kesinlikle var. Bu konuda sizleri irtibatlandırabilirim ilgili kişilerle. Halojensiz kablo ve PVC kablo bazındaki kablo tepkimeleriyle ilgili bir deneyimiz olacak. Her iki tüpte de turnusol kağıdı var. Biliyorsunuz ki turnusol kağıda tepkime asitik etkiye maruz kalıyor ve asitik etki yarattığını turnusol kağıdının kırmızıya dönüşmesiyle anlıyoruz.
Asansördeki halojensiz kablo ile ilgili birkaç şey daha söylemek isterim. Ercüment Bey bunlardan bahsetti. Asansör boşlukları hakikaten baca etkisi yapıyor. Duman, yangın aşağılarda bile olsa üst katlarda bloke oluyor ve birikiyor, karbonmonoksit yayılımı buralarda yoğunlaşıyor. Polivinil kablolar bildiğiniz gibi daha öncede söyledim EN81’de bu kablolardan bahsedilmekte. Fakat standartın dışında yönetmelikler de farklı şeyler söylüyor. Buna baktığımızda , esasında asansör sistemi halojensiz kabloyla kuşatılmış vaziyette, baktığımız zaman gerek binaların yangından korunmaları hakkında yönetmelik, gerek daha geçenlerde (09-09-2009’da) yeni çıkan Binaları Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik, elektrik kuvvetli akımlar yönetmeliği, yapı malzemeleri yönetmeliği ve asansör yönetmeliği… Aslında satranç olsa şah mat bu!.. Yani insanlara burada mutlaka “halojenden arındırılmış kablolar kullanması gerektiğini” anlatıyor bana.
Bu yangın yönetmeliğinin aslı yani 19.12.2009 de yayınlanan Yangın Yönetmeliği Madde 2’de yangın, ısı ,duman zehirleyici gaz ve boğucu gaz diye söylenen madde bu ikincisi… Tasarımlarınızı ve risklerinizi en aza indirmek gerektiğini belirtiyor. Aynı yönetmeliğin 68. Maddesi yani, 2002 yılındaki yönetmelikte yalıtım malzemeleriyle ilgili konu çok net anlatılmıştı. Fakat maalesef 2007 de yapılan revizyonda bu madde kaldırılmış, bunun yerine endirekt yol seçilmiş, bundan bahsedeceğim.
30-11-2000 tarihli ve 24246 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan elektrik ve kuvvetli akım yönetmeliğinin 58. maddesi “Kablolar” başlığı altında ve onun 10. bendinde yer durumunda net olarak orada da anlatılıyor. Bu tür şeylerin yoğunluğun yaşanabileceği yerler, tek katlı binalar… Yüksek katlı binaların altını ciziyorum ve devam ediyorum hastahaneler, tüneller, tiyatrolar, okullar ve alışveriş merkezleri gibi yerlerde yangın anında az duman çıkaran halojensiz kabloların, tertemiz anlatımı burada mevcuttur.
Yüksek bina kavramı nedir? Daha önceki yangın kapıları anlatımında 30,5 m. deniliyor, fakat bu madde daha doğru 21.5 m, 7 katlı tabandan (toprağın üstünden yukarı doğru olan mesafe, bu da yerin altındaki bodrumlar dahil, binanın yüksekliği 30,5 m. Yapılması daha doğru gibi geliyor) çünkü 7 kat da önemli bir mesafedir asansörde, bizim kablo konumuzla ilgili olarak.
ilave yönetmeliklerimiz neler? 09.09.2009 daki ek değişik 5.madde... Bu yeni eklenmiş bir madde…Yine sağlık hizmetleri amaçlı binalar, insan sayısının 1000’i geçtiği, toplanma amaçlı binaların, (fuar ve kongre alanları gibi) her türlü besleme ve dağıtımında kullanılacak kabloların halojenden arındırılmış ve yangına maruz kalmama özellikli olması şeklinde net bir tanıma gitmiş, yani diğer bir direktif, yapı malzemeleri direktifini yangın yayılımındaki katlar arasındaki izolasyon malzemeleri olacak ama, bizimki kabloyla ilgili ve bu direktifin 6 temel gereğinden 3’üncüsü… ilk 3’ü bizle organik bağları var ama 3’üncüsü daha önemli , bu madde şöyle diyor (yapı içinde yangın çıkması yangının ve dumanın yayılması sınırlı olmalı, yangının etrafındaki yapı yapı işlerinin sınırlı olması) yani etrafındaki yapıdan asansörü baz alırsak onunla ilgili kabloları endirekt alıyorum. 3’üncüye gidiyorum, hijyen, sağlıkla ve çevreyle ilgili oldukları için aşağıdaki nedenlerden dolayı sağlıkla ilgili madde mutlaka bertaraf edilmeli ve son, biraz önce okuduğum, zaten burayı refere ediyor, 98’/106/EEC elektrik direktifinin hem sağlık ve insan sağlığı konusunda net olarak bize halojenden arındırılmış kablo kullanımına yönlendiriyor. Benim şahsi düşüncem şudur: Her yerde son yıllarda bilhassa artan AVM’ler var 16 kat ve üzeri yüksekliklerde, istanbul, Ankara, izmir gibi, muhtemelen diğer illerimizde de vardır. Alışveriş merkezleri 327 tane potansiyel olarak planlanan ve metrolar, hastahaneler, havalimanları, yüksek yapılar ve gökdelenler, yüksek katlı konutlar.
Yüksek katlı konutların projesi, çünkü artık, kamu binası, insanların yaşadığı rezidans ya da konutlar gibi kavramların demode olduğunu düşünüyorum, sebebi de şu: Ben Ataşehir’de yüksek bir binada oturuyorum. Oraya birisi geldiği zaman garaj kısmında, makine aksamlı tesisat grubunda (22 katlı bir bina) yangın çıksa hiçbir şansınız yok. Dolayısıyla yüksek katlı konutları artık halojensiz kablo kullanımı içerisine almalıyız.

Hep söylenen şudur “Yahu icat çıkartma, standartta şöyle yazıyor, hem maliyetimizi arttıracaksın” falan gibi… Ona da göz attım.
iki tane firmanın üretimlerine baktığım zaman 2 x 0.75 kullanımıyla ilgili toplam rakamlara baktığım zaman yüzde 117’lik bir fiyat farkı, PVC tarafı ve halojensiz tarafına baktığımız zamanki oran. Başka bir firma aynı nitelikte yüzde 60’lardaki oranda güç grubundaki detaylarda, ama emin olun ben kendi firmamdan biliyorum bu 3–4 kat daha fiyatlı. Firmayla da konuştuğum zaman bana dedikleri şey şu; eğer istenirse, piyasa eğilimi PVC’den halojensiz kabloya kayarsa fiyatlar düşer. Bu fiyatlar yoğunlukla kullanılmadığı içindir. Özel bir noktada kaldığı içindir. Firmaların hepsi buna hazırlar ve ben yine firmamdan gerek diğer arkadaşlardan aldığım bilgiler doğrultusunda, bir asansörde (1000 kg, 8 durak asansörde) kablo maliyeti asansör içinde yüzde 2–5 gibi. Ama panoramik asansörlerde biraz artıyori, kabin vs.den dolayı. Normal standart olunca kablo, çünkü sabit kaldığını düşünürsek o artıyor oranı da yüzde 2-5 civarında. Bu aşağı yukarı uzlaşma sağlanmış bir rakam. Çok emin değilim ama yaptığımız, aldığımız bilgiler bu doğrultuda. Benim önerim, Binaların Yangından Korunması Yönetmeliği’nin 63. Maddesinin, 5. Ara maddesinin her iki maddesinde geçerli olmalıdır. Ve niyetim nedir? Önerim nedir? Tek bir alanda tesis edilecek olan asansörlerde neden kullanmalıyızı da böyle, binada kamuya açık yerlerde insan hayatının ve asansör yönetmeliğinin de yakın zamanda oluşacak: YEŞİL BiNA KAVRAMI… Asansör sektörü bunu çok ciddiye alıyor, çünkü bu uyum yasaları içinde...
96/16 /AT’nin uygulamaları ile ilgili sektörde asansör (ihraç edenler kullansın diğerleri kullanmasın) dedikleri şey 3–4 yıl önceydi. Şu anda herkes Asansör Direktifinin gerçekliğini kabul ediyor..
Bizim üzerimize düşen görev, 700 Euro olabilecek bir maliyet 1200 Euro’ya çıkarsa ne olur? Tabii ki para önemli olabilir ama insan hayatını düşündüğümüzde bunun çok da önemli olmadığını bilmeliyiz…